28 Temmuz 2015 Salı

dünya denilen bu gezegeni bir köy olarak algıladım. benim doğrum bu çünkü. hangi köşesinde kimin canının yandığını duyduysam onunla beraber canım yandı. elbette birebir aynı acıyı hissedemedim bu mümkün değil çünkü. aynı anda iğne batırsak elimize farklı acılar hissediriz çünkü. gel istersen deneyelim.

bu köyden başka bir yerde yaşamak mümkün olsa ayaklarım sırtıma değecek şekilde koşa koşa gitmek isterdim. mümkün olsaydı şayet. ben ne bu deveyi güdebiliyorum ne de bu köyden gidebiliyorum. yaşanmasına yaşanılısa yalan değil bir de acısı az olaydı ya.

2 temmuzla 22 temmuz arasında ne kötü benzerlik var dimi? 

gençler, aydınlar katledildi her ikisinde de. bundan da önemlisi iyiye yönelik bir eylemi gerçekleştirmek için yola çıkan insanların yolları kesildi. kim tarafından? bu devlet tarafından. hükümetlerin isimleri değişik icraatları aynı. ateş düştü yine en korundan.

kalabalık ve yorucu bir sürecin içindeydim. dışarıdan sesler duydum anlayamadım önce. sloganlar atılıyordu. ve ilk ahmet'in (atakan) senesi mi bugün? ne çabuk geldi zaman dedim. sonra saçmala dedim kendime, eylülde gitmek zorunda kalmıştı ahmet. aklımın ucundan geçmedi ki suruç !

internete girdim aklıma ilk 'ötekilerin postası' geldi. açtığım anda suruç'ta katliam olmuş diyebildim kendime. pc başına geçtim görmek istemediğim ne kadar kare varsa tek tek karşımda duruyordu. 
parçalanmış bedenler... el ele tutuşmuş iki arkadaş (durumlarının iyiye gidiyormuş)... trabzonspor bayrağı yüzüne düşmüş, bordo mavi bileklikli bir başkası... başka bir karede sözde haber almak amaçlı basılmış olan gasteler kaplamıştı bahçenin yüzünü.

hiçbirini tanımıyordum. birkaç ismi sosyal medya aracılığıyla biliyordum, ortak sayfalarda bulunuyor olduğumuzdan. varsın bileyim ne olur sanki. ateş düşmüştü işte. annelerinin kadar değil ama bir ablalarının, abilerinin, kardeşlerinin yüreğini nasıl yaktıysa o kor benim içimi de öyle yaktı. 

madımak otelinde yaşatılanlarla, amara kültür merkezinde yaşatılanlar arasındaki benzerliklerden bir diğeri sivas'ta; olaylar erken saatlerde başlamış olmasına rağmen müdahale edilmedi, edilmesi istenmedi. o insanlar otelde öylece bırakıldılar. suruç'ta ise mit, emniyet durumu bildiği için yol boyunca takip ettikleri gençleri basın açıklaması esnasında kültür merkezi bahçesinde tek bıraktılar. yaralılara yardımcı olmalarını geçtim, yardımcı olanları gazla zehirlediler. plan bunu gerektiriyordu çünkü. 

bir şizofrenin iki dudağı arasında yok oldu o insanlar tıpkı diğerleri gibi. bir şizofrenin beslediği cellatları aldı onları bizden diğerlerini aldığı gibi.

şimdi aynı şizofren beslediği cellatlarının yakalanmalarına yönelik operasyonlar başlattı (!) ama ne tuhaf ki solcular, kürdler öldürüldü. solcular, kürdler gözaltına alındı. ama operasyon ışıde yönelik(!) aynı şizofren suriye sınırına gelmelerine yardım ettiği cellatlarına operasyon yapıyormuş gibi yaparak, zamanında kardeşim esad dediği adamı bitirmenin derdinde. sanıyor ki esad düşünce her şey bitecek. suriye ona ya da cellatlarına kalacak. amerika esadın düşüşünü öküzün trene baktığı gibi izleyip sonrasında kuyruğunu sallaya sallaya gidecek sanıyor. zavallı şizofren. hayal dünyası hem çirkin hem dar. çevresindeki kimsede demiyor buna gülüm orayı sana yedirmezler, sonra senin sınırlarına da girerler diye. gerçi girse umrunda mı olur, tabii ki hayır !

yani kısacası bu devlet yine bir sürü çocuğu öldürdü. öldürmeye devam da ediyor. bu ülkede bizi öldürmek isteyenlerin sayısı artarken, yaşamak için direnen, yaşamı güzelleştirmeye çalışanların sayısı eksildi, eksilmeye devam ediyor.

bu hergün biraz daha çirkinleştirilen dünya için mütevazi olamayacağım fazla güzeliz. ve bu dünyada güzele tahammülü olmayan da bir o kadar çok olduğu için biz çok ölüyoruz. kendi güzel dünyalarımızı yaşar mıyız bilmiyorum ama ortak bir güzel dünyamız var ve onu belki daha çok eksilerek -ki gönlüm bundan yana değil asla- ama mutlaka hayata geçiricez !

suruç'ta hayatları çalınan arkadaşlarım, kardeşlerim için hazırlanmış o da burda kalsın.



( on beş yirmi dokuz )



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder