9 Temmuz 2013 Salı

karanfil verenler ile şiddet uygulayanların sayısı doğru orantılı bir şekilde devam etti. sonra yine ters orantıya döndü. polisin yetersiz kaldığını sandıkları yerde beyaz gömlekliler sahne alıyor artık. beyaz temizliği simgeler oysa. ama onlar temiz değil ki!  sopalıları yadırgamıyoruz artık. ne kötü değil mi böylesi bir durumun normalleşmesi?! bıçağı da geçtiler satır ve palalarla saldırıyorlar. ve sonra gözaltına alındıkları söyleniyor yetkili yetkisizler tarafından. sonra serbest bırakılıyorlar. yani yaptıkları öylesi normal bir şey aslında. elbette onlar birilerinin adamları ve elbette serbest bırakılacaklar. tıpkı ethem'i öldüren polis gibi. devlet korumasında ve kimbilir şimdi nerde ense yapıyor o vicdanla? abdullah'ın ateşli silahla öldürüldüğü kesin ama henüz katili belli değil'miş. belli olunca ne olacak ? katil mahkemeye sevk edilecek ve bir çırpıda mahkeme sonuçlanacak. katil devlet tarafından korumaya alıncak. ve birkaç yıl sonra daha üst görevlerde karşımıza çıkacak. bugün madımak'ın sorumlularının bulunduğu yer gibi. ceylan önkol olayını kapatan valinin bugün daha büyük bir şehirde sayıca daha fazla olayı kapatması gibi. gibi... gibi... gibi...


tezer özlü'nün kanlı bir mayıs sonrasında sarf ettiği cümlenin her dönem haklılığın olması çok acıdır ama hep yerindedir. demiş ki; 'burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.'


kendime dipnot1: şimdiye kadar bizlere yönelik suçlamalar hep duvara tosladı. umarım bundan sonrası da böyle olur. ve umarım birinin devlet eliyle ölümü bizlerden birinin üstüne kalmaz.

kendime dipnot2: aslında burada siyasete,gündeme dair bir şeyler yazmak niyetinde değildim. burası benim melankolik yanım olarak kalacaktı sözde. işte sözde kaldı...



( dokuz temmuz / on altı otuz )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder