24 Eylül 2016 Cumartesi


nisan ayından beri uğramamışım sana. ayıp etmişim. isteyerek etmedim ama bilesin...
bazen konuşmak, anlatmak istemez ya insan öyle bir zamandı. öyle zamanlardı. geçmiş gitmiş gibi konuştuğuma bakma hala devam ediyor ne yazık ki. (ocak ayından beri devam eden bir süreç) yok duygusal bir durum değil. aslında doğrudan benimle ilgili bir şey de değil ama belki de en fazla yarayı alan ben oldum. işe yarar diye ilaç desteği de aldım ama baktım olmuyor bıraktım. iyi mi yaptım bilmiyorum. şunu biliyorum yalnızca düzelmesi gereken şey sinir sistemim değildi ve kırgınlıkları iyileştirecek ilaçta henüz bulunmadı.

aslında yazmak istiyorum ama olmuyor. yazıp yazıp siliyorum. ve yine sildim. içine kapanık biri oldum çıktım. ve susmak yalnızlığın ana diliymiş gerçekten öğrendim.

...

en sevdiğim mevsimin en sevdiğim ayına girdik. ki bitmek üzere... havalar soğudu... üşümek iyidir ama.

...

bence sinema tarihinin en yakışıklı adamını, tarık akan'ı kaybettik...

güzel yüzlü aziz'i kaybedişimizin birinci yılı doldu...

eylem ataş sınırın diğer tarafında bu topraklara defin edileceği günü bekliyor.

bir yerlerde çocuklar öldürüldü...

işçiler öldü...

bilmediğimiz bir yerlerde birileri doğdu, birileri öldü...

akademisyenler, öğretmenler mesleklerinden ihraç edildi, uzaklaştırma aldı...

...
...
...

ve dahası...

...
...
...

ve cemal süreya'nın dediği gibi işte '' hayat kısa, kuşlar uçuyor ''

( yirmi dört eylül / on altı otuz dört )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder