25 Kasım 2015 Çarşamba


hiç tanımadığım ama son zamanlarda bildiğim canım aziz'e ...

uğur, ceylan, enes, ... , ali ismail, ahmet, berkin, ... , suphi, emre, kader, ...., okan, ezgi, cebrail, ... , onları bildiğimde kurduğum cümleyi sende de kurdum yine. keşke sizi hiç bilmeseydim, başka bir dünyanın içinde denk gelseydim sizinle. saygı duyuyorum tercihlerinize, tercihine ama yüreğim keşke diyor inkar mı edeyim?

imza kampanyasındaki fotoğrafınla girdin hayatıma. metni okumadan ilk dilime gelen cümle ' sen nasıl güzel bir adamsın ' olmuştu. sen de diğerleri kadar güzeldin, gülen gözlü aziz'im.

aziz ! bakışıyla içimi ısıtan, bugün ağlayan gözlerle fotoğrafına bakarken bile inatla yüzüme tebessümü konduran canım kardeşim. bir abla olarak benden önce yitirilmiş olmanın utancını bir kez daha yaşadım seninle. bir şeyler yapamıyor olmanın çaresizliği altında küçülüyorum her geçen gün bir parça daha, bilesin.

benden daha yürekli ve inançlı olduğun için kıskandım seni de. ama dedim ya keşke hiç bilmeseydim, keşke adını böyle duymasaydım senin de.

mayına basıp hayatını kaybettiğini okuduğum günden beri aklımda iki soru var aziz'im...

canın çok yandı mı ? ve patlama sonrası o güzel yüzüne bir şey oldu mu ki ?

gülen gözlü, güzel kardeşim benim...

canın çok yandı mı aziz'im, canın çok yandı mı ?

(yirmi beş kasım / ... )


ayın on dokuzunda geldi aziz. haberi aldığımda şimdiye kadar ne hissettiklerini anladığımı sandığım cumartesi annelerini o an anladım. insan cenazeye kavuşunca hem mutlu olup hem üzülebiliyormuş bunu öğrendim. cenazeye hoşgeldin dedik. abisiyle birbirimize gözümüz aydın dedik. ne tuhaf değil mi? cenazemiz geldi, gözümüz aydın. ayın yirmi ikisinde doğup büyüdüğü topraklarla kavuştu aziz. ve ben hala merak ediyorum o insanın içini ısıtan bakışlarına, gülen yüzüne bir şey oldu mu, canın çok yandı mı diye merak ediyorum hala.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder