mesela,manevi değerlerine zarar verildiği için kırılıp incinenlere...
en basitinden yıllardır anadilimizde konuşamadığımız için kaçınız incindi ya da kaçınız bunun için bir şeyler yaptınız? arkadaş bu ülke sınırları içinde yaşayan kürdlere anadilde bayram haftası kutlatılıyor adamlar anadillerini konuşamıyor, bu insanların sesine ses vermek lazım diyen kaç kişiniz? ha diyeceksiniz ki bi siz misiniz anadilini konuşamayan, diğerleri de aynı şeyi istesin o zaman. istesin arkadaş! onun istememesi benim de istemeyeceğim anlamına gelmiyor ki. bir diğeri çıkacak nasıl olacak bu mümkün mü her anadilini konuşmak isteyene eğitim verilmesi? mümkün. ingilizce, almanca, fransızca seçmeli ders olarak okutuluyorsa -ki bunlar anadillerimizden önemli değil bence- diğer dillerde okutulur. hee sen dur ben söyleyim bir diğeri. diyeceksin ki zaten bazı yerlerde seçmeli ders olarak konuldu bak tercih eden olmadı. doğru, beklenildiği gibi kadar tercih eden olmadı çünkü baskının ne demek olduğunu bu ülkenin doğusu çok iyi bilir.
yani demem o ki manevi değerlere zararsa, en büyük zararı en başından beri görüyoruz.
büstlerin kırılmasından, bayrakların yakılmasından madem bu kadar kırılıyor, inciniyorsunuz bu ülkede de bir çok ülkenin bayrağı yakıldı, bugün ki hassasiyetiniz o gün nerdeydi diye sorarlar adama. ( haklılık payını konuşmuyorum şuan) kırılan yakılan yerler var verdiğimiz vergilerin nereye gideceği belli bu sefer öyle düşünün. he bir de ben vergiyle o açığı kapatırım da siz bizim kaybettiklerimizi neyle kapatacaksınız?
bir diğer mesela hdp...
ne yazık ki seçilmişlerin hiç bir zaman tam anlamıyla seçenlerin hakkını savunduğu görülmemiştir bu ülkede. bunu yapamayanlardan biri de hdp'dir. kaç yıldır akp'nin kuyruğuna yapışmış bir barış süreci hikayesiyle halkını oyalayan hatta kandıran, halkın acısı üzerinden nemalanan (roboskili aileler) bir parti olmanın ötesine geçememiştir benim gözümde. sınırın diğer tarafında çok daha önemli şeyler yaşanırken benim saçma sapan şeylere takıldığımı düşünebilirsiniz. mesela, selahattin demirtaş'ın rte'yi cumhurbaşkanı olarak meclise geldiğinde -her ne kadar seçenler için yaptığını söylemiş olsa da- ayağa kalkıp alkışlamış olması, hatırlayın enes ata, abdullah duran'ı. onların katili efkan ala'yla, sırrı sakık ve sırrı süreya önder'in kahkaha atarken görüntülenmiş olması. ben ne ceylan'ı unuturum, ne uğur'u ne de berkin'i. tamam susuyorum allah etmiye barış süreci zarar görür dimi (!)
şu sıralar hangi vekilini görsem sanki lal olmuş, gözlerinde başka bir şey görüyorum. görmek istediğimden değil hakikaten başka bir şey görüyorum. diyeceksiniz ki o kadar insan öldü onun üzüntüsü, eyvallah o var zaten ama ötesi de mevcut.
bir diğer mesela ülkeyi yangın yerine çeviren halka...
bir kürdüm bende. ne vatan millet sakarya ne de kürdistan nidaları atmayan bir bireyim. her hangi bir partinin ne üyesi ne sempatizanı ne de bişeyiyim. benim için hepsinin canı cehenneme çünkü. ben sizleri anlamıyorum. sizin özgürlükten kastınız neden halkın özgürlüğünün de üstünde olan öcalan'ın özgürlüğüdür çözemiyorum. farkında değilsiniz sanırım kendinizde ki gücün. anlatılan barış hikayeleriyle hipnotize edilmiş gibisiniz. (son yaşananlara kadar) diyeceksiniz ki liderimizdir, önderimizdir. ama sizin gibi bir halkın liderliğini hak etmeyecek biridir bence. doğu yanarken, sınırın diğer tarafında insanlar cellatla taşla mücadele ederken onun ayın on beşini beklemesi anlaşılır bir şey mi? her türlü tehlike altındaki halkın sözde geleceğini neye göre bi tarihle belirliyor? önünde bir türlü gerçekleşemeyen barış süreci varken hem de. bunlarla nasıl bir pazarlığın içindeki katledilenler umurunda olmuyor. üzgünüm ama bu saat olmuş hala susuyorsa, salı günü polisin azmış gibi yetkileri arttırılıp halkın üzerine bırakılacak olduğunu bildiği halde kendisi için nasıl bir çıkar söz konusu ki susuyor diye sorasım gelmiyor değil. bu hakkı ona nasıl veriyorsunuz anlamıyorum. o güne kadar yaşanılacak olanların telafisini neyle yapacak? mümkün mü bu? hdp cephesinden (ki mutlak emir büyük yerden gelmiştir yine) sokaklara çıkın denmeseydi çıkmayacak mıydınız sokaklara, sınırın diğer tarafı ateş altındayken? elbette çıkacaktınız. sizin insani duygularınız onlarındakinden, öcalan'ınkinden çok daha baskın çünkü. safsınız ve üzgünüm ama bana göre celladınıza aşıksınız. size bir önder gerekse ille kendi kendinize önderlik yapın. yediden yetmişe o güce o kudrete sahip insanlarsınız. he illede tek bir isim altında olmanız gerekiyorsa o isim bugün peşi sıra gittiğiniz olmamalı bence.
hak vermeye bilirsiniz ki vermenizi beklemiyorum. anlam veremediğim tuhaf bir bağlılık mevcut sizde de. bir alevi olarak, tıpkı dersim'i yaşatanlara karşı hala sıkı sıkıya bağlı olan alevileri anlamadığım gibi sizi de anlamıyorum. he diyeceksiniz anlamaya çalış, vallahi mümkün olmuyor. bu saate kadar anlamadıysan boşver diyeceksen, o da mümkün değil işte bu kadar insan ölürken. bir mücadele var ortada eyvallah. ama bu mücadelenin başındaki ismin yanlış olduğunu düşünüyorum.
söyleyecek daha çok şey var aslında ama...
sınırın diğer tarafında bir parça toprağını bırakmayıp direnen o güzel insanlar, sınırın bu tarafındakilere aslında çok güzel dersler veriyor vermesine de işte anlayana. vatan toprağına, özgürlüğüne, dirliğine, birliğine, mücadelesine sahip çıkmak için canı pahasına direnenlere bin selam olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder