''... sen eskisi gibi değilsin artık. yanlış düşünüyor olabilirim belki ama... hissediyorum. içimden bir his senin olmadığını söylüyor. ben senin gözünün önünden birkaç dakikalığına kaybolsam arardın, yanındayken bile özlediğini söylerdin bana. kaç zamandır ses etmiyorum, sende susuyorsun.
...
hani böyle elin kesilir ya... canını yakar o kesik. benim içim öyle yanıyor, öyle acıyor ki. ben sana bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum. nasıl tarif edeyim ki... acıyor işte içim... elim değil kesilen... acıyan elim değil... canım yanıyor anlıyor musun? ''
...
- bir film repliği mi ya da hangi kitaba ait satırlar?
- eve geldiğim otobüste yanında oturduğum kadına ait bu cümleler.
- sakın bana geldiğinden beri...
- evet. geldiğimden beri bu cümleleri tekrar ediyorum içimden.
- kadındaki sevgiye imrendin dimi?
- ya ne demezsin. karşısındaki kurmuş büyük cümleleri şimdi o da her birine takılıyor, düşmemek için çaba harcıyor ama biliyor o da düşeceğini.
- düşmez bence. giderler. dikkat et çoğul ek kullandım.
- gidemezler. o gider, kadın düşer... bir süre düştüğü yerde kalır. sonra cümlelere takılır. sendeler... hatta düşer terkar. ama mutlaka kalkar. aldığı yara iyileşene kadar ses etmeden yürür. sonra konuşur tekrar. önce kısa cümleler kurar sessizce... sonrası... ona kalmış.
- yazdın yine karamsar karamsar.
-kendimden bildiğimden değil. hatırlarsan ben böyle yaşamadım.
- eee, nerden peki?
- uzun, çok uzun zaman sonra böylesi biriyle karşılaştım. kadının yüzünden, sesinden, duruşundan acıdığı belli oluyordu. elinden geldiğince kısık sesle konuşmaya çalışıyordu. sesi nasıl titriyordu bir duysan. hani omzuna es kaza dokunsan ağlardı. tıklım tıklım dolu otobüste yalnız başına gibiydi...
kadının hali kötüydü. uzun zaman sonra böyle seven birini görmek güzeldi. 'içim acıyor' derken mümkün olsa da göstersem der gibiydi. işte burası, tam burası... sol yanım, bak işte acıyor görüyor musun? o farkında değildi, karşısındakini de bilmem de hemen yanındaki koltukta oturan bana gösterdi acıyan yanını.
- sen neden böyle etkilendin?
- dedim ya uzun zaman sonra böyle güzel seven gördüm. ondandır.
- hımmm emin misin?
- elbette,başka ne olabilir ki?
- sence?
- yok be. valla yok. düşündüğün gibi değil.
- emin misin?
- elbette. ben acırken söylemedim ki hiç unuttun mu?
- ...
- ...
- kadın ne yapıyordur şimdi?
- gecenin bu saatinde uyanıksa eğer, inmek için müsade isterken sesi boğuk çıkıyordu. sesinin boğulmasına neden olan düğümü çözüyordur.
- sen ol...
- beni konuşmayalım bence.
- peki.
- ...
- ne hatırlattı o kadın sana?
- ...
- o kadar çok sey yani.
- ...
- sen böyle güzel seveni gördüğünde sevinecekken, sevinmeliyken neden böyle tuhaf oldun ki?
- ne bileyim ya. nerden yanına oturdum ki! neden konuşmasına kulak misafiri oldum ki!? kızıyorum şimdi kendime.
- özlediysen demek ki.
- yok özlemek değil.
- ya ne peki?
- ...
- ...
- zamanında edindiğim yarama denk geldi yarası. hepsi bu...
( yedi kasım / iki sıfır sıfır )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder