12 Mart 2013 Salı


- ohhh...kurulmuşsun yine koltuğuna.

- ayy!!!

- korkuttum mu ?

- dalmışım. geldiğini de duymayınca.

- ne düşünüyordun ki?

- hiiiç. öyle boş boş dalmışım işte.

- boş boş !?

- hııı.

- e gözlerinde dolu dolu. hatta ben gelmeden firar eden birkaç damla olmuş gibi.

-  yoo. onu nerden çıkardın ?

- kendim kadar tanıyorum seni. dilinin söylediği yalanı inkar edenler var.

- bakma sen onlara. her daim bana muhalif onlar.

- anlat işte. yorma beni. nasıl olsa eninde sonunda döküleceksin. dilin dökülmese, firar edemeyenler duruyor hala kapı ağzında. dök kelimelere hem sen kurtul hem beni kurtar bu meraktan.

- anlatılası bir şey yok. ne vakit denize dönsem yüzümü bilirsin dalıp giderim.

- bu sefer nereye gittin ? önemli tarafı burası.

- yok ki bir adresi.

- kendini kandır sen.

- gel otur şu koltuğa. birkaç dakika sonra sende benim durumuma geleceksin. aynı soruyu sorduğumda aynı cevabı vereceksin.

- bu duruma gelmek için bazı zamanlara dönmek gerekir !

- kim bilir belki...

- heh ! işte nereye döndün ?

- nerden geldin sen ya. oturuyordum şurada sessiz sessiz.

- baktım geleceğin yok, gidipte çıkamadığın zaman(lar)dan ... ben geldim ama sen hala oradasın.

- bir yerde olduğum yok.buradayım yalnızca.

- hıı hııı...

- ...

- yerinde olsam kelimeleri birleştirirdim. suskunluğun haklı olduğumu gösteriyor.

- ...

- firar edenlerde ikinci kanıt oldu bilgine...

- biraz yalnız kalsam...

- sen zaten yalnızdın. buraya beni sen çağırdın şimdi de kovuyor musun ?

- ben mi çağırdım ?

- ağlarken konuşma çok çirkin oluyorsun.

- ...

- emin ol ağlarken gülümsemen çok daha iyi. neydi o demin ki halin !?

- susar mısın ?

- hayır ! ayrıca evet beni sen çağırdın.

- bak, gerçekten biraz yalnız kalmak istiyorum.

- sanırım bahsettiğin yalnızlık salt yalnızlığın. yani şu koltuğa oturmadan önce evin içinde dolanırken kendinle, kendin hakkında konuştuğun halin. ki eğer buysa zaten gitmiş oluyorum haliyle.

- ...

- yok koltuğa oturduktan sonra ki yalnızlıksa istediğin işte o zaman gidişim mümkün değil. farkında değilsin belki ama sen engelliyorsun hem de bunu.

- ...

- yine neden çağırdın beni ?

- ...

- gitmiştim ne güzel... ve neden bu kadar erken çağırdın ?

- ...

- sustuğun zaman yalnız kalmıyorsun farkındasın değil mi ? benimle konuştuktan sonra yalnız kalacaksın unutma !

- ...

- hee anladım ! aslında sen yalnız kalmak istemiyorsun.

- kalmak istiyorum !

- konuş o zaman.

- artık dökülmek istemiyorum. kelimelerim , cümlelerim bana kalsın istiyorum. ve sen artık gelme istiyorum !

- farkındayım. sadece cümlelere dökmeni bekliyorum kaç zamandır.

- döktüm işte. bil ki artık içimi dökmekten de vazgeçtim. hadi, lütfen git artık !

- ...

- alışıyor insan, birinin varlığına ve sonrasında yokluğuna... ardında bıraktığı hiçliğe... yarım bıraktıklarına ya da bıraktım sandıklarına. her şeye alışıyor... ben de alıştım... artık zamanlı- zamansız gelmelerine gerek kalmadı.

- ne diyeyim sevindim senin adına. ne yalan söyleyeyim bu konuşmayı dediğim gibi bekliyordum da bu kadar erken olacağını sanmıyordum...

- doğru  mısraları okudum bu kez...

- nasıl yani ?

- demiş ya şair ' insanın içini dökmesinden vazgeçmesidir ayrılık. ' durup durup dalıp gitmekle olmuyor... yoruyor, tüketiyor o... her dalgınlık anında uzun uzun cümleler sarf ediyordum. doğruları yanlışları karşı karşıya koyuyordum. her yanlış bir doğruyu götürdüğünde elimde her defasında bir yanlış kalıyordu... kalmasın artık ! elimde hiçbir şey kalmasın...

- ...

- ...

- bir daha görüşür müyüz dersin ?

- görüşmememiz mümkün mü ? sen benim ayrılık yanımsın...

- ben istemiyorum artık senin karşına çıkmayı. uzaktan çok uzaktan bakayım sana. mümkün olduğunca seni az sallayacak hatta kendisini hissettirmeyecek bir artçılda denk gelelim ya da.

- bu sana bağlı biraz da.

- ban kalsa... ya ayrılık yanın olarak zınk !diye çıkayım karşına ya da hiç uğramayayım sana. ki uğramamak en güzeli...

- bakalım ne olacak.

- e ozaman gidiyorum ben.

- hoşçakal...

- son bir şey sakın başkalarının yanında ağlarken konuşma! unutma ki çok çirkin oluyorsun.

- e hadi git...

- bir sonra ki ayrılığın olmasın emi... hoşçakal...


( on bir mart / on beş yirmi bir )


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder