- nerde yanlış yapıyorum ki ?
- hangi konuda ?
- beş dakika önce ne konuşuyorduk biz ?
- hee tamam.
- biran saatlerdir konuştuğum sen değil miydin diye şüpheleniyordum !
- tamam be aaa ! yaptığın bir yanlış yok. sen elinden geldiğince iyi ağırladın. elinden gelenin en iyisini yaptın bence.
- e ozaman ?
- ne 'e ozaman' ?
- neden bu gidiş ?
- hadiiii. kaydı başa mı alıyoruz ! ? tükenmişliklerle alakası olabilir mi ?
- de...
- de'si me'si yok! bitmiş gitmiş...
- ama ...
- ama'larla kandırma kendini. oyalama !
- ...
- bakma sen zamanında sarf edilmiş büyük cümlelere. onlar zamanında söylendi ve orada kaldı. her defasında aklından geçirip boşuna çelmeler takma kendine. sonra düşüyorsun. kalkman zaman alıyor biliyorsun ki. herkes kalmak istediği yerde kalsın. bırak...
- bu kadar kolay mı ?
- sen baya bildiğin kaydı başa sardırıyorsun. cümleyi kurarken evet kolay oluyor. daha baba cümlelerde kurabilirim istersen.
- sağol !
- sen de.
- benim yerime kendini koyar mısın ? ben sana senin bu cümlelerini sarf etsem ne derdin ?
- kendim haricinde kimin yerine koymuyorum ki kendimi. senin yerine de koyarım elbette. vardır bi yaşamışlığı derdim ve cümlelerini hayata geçirirdim.
-şaka mı bu ?
- çok ciddiyim !
- ...
- zamanında kendime çok yaptım. öyle yıprattım ki kendimi. sonra, çok sonra bir baktım kendime ' ben ne yapmışım bana ' dedim. yazık ya, insan bu kadar mı kendine kötülük yapar dedim. çok afedersin çok sövdüm de kendime. beni teselli edenleri duyuyordum önceleri. sonra sonra dinledim. dinlediklerimi hayata geçirmedim çünkü iş işten geçmek üzereyken yakaladım kendimi kolumdan, oturttum karşıma. ama ne mümkün gidecek, yerinde durmuyor... sonra dedim ki uyan ! bu sağlam bir tokat olmuştu benim için.
ben kendime küserken herkes akıp gidenden bir şeyler alıyor. ya da akıp giden herkese iyi ya da kötü bir şeyler sunuyordu işte. o dönemde ne akıp giden benim umrumdaydı, ne de ben onun...
uyandınktan sonra kendimde dahil olmak üzere kaçtım herkesten. yüzleşmek istemedim. daha fazla acımamak için. ama girdiğim girdaptan çıkmanın başka yolu yoktu. son bir defa daha acısam ne olurdu ki dedim.
cümle kurarken kolay oluyordu elbette. iş, hayata geçirme kısmına gelince ... ne sen sor ne ben söyleyeyim.
- cümlede basit,kolay iş gibi görünüyor işte.
- ama cümleyi kurmuş olmak için kurmuyorsun ki. kaldı ki cümleyi hayata o vakit geçirmeyip ertelersen daha çok acıyacaksın.. hayır acıyorsun madem kurtuluş için olsun bu da.
- ...
- zor elbette. sanıyordum ki her sokakta, caddede karşıma çıkacak. bir yerde otursam sanki yan masaya birazdan gelip oturacak. kaç sinema salonu var bu şehirde ama o sıra sanıyordum ki yandaki boş koltuğa şimdi ha geldi ha gelecek. ya daha bir sürü şey... oldu mu bunlarsan biri dersen 'hayır'. peki acı geçti mi dersen 'evet'.
- ama ben...
- başladın yine ama'ya. kendin için yap. değersizleştirme kendini. üzme daha fazla. acıtma.
- ...
- takılıp kaldığı yerden kurtulmalı insan, en erken vakitte.belki akıp giden sana iyi şeyler sunmayacak. o süreçte payına düşenleri iyileştirmeye bakarsın. yaşamak nefes almaktan ibaret olmasın. onun yaptığı gibi sen de kendin için bir şeyler yap. elbette o yapıyor diye değil. kendin için yap ama.
- ...
- sen istemesende zaten zaman zaman yokluğu gelip kapına dayanır, merak etme sen. gitmez öyle kolay kolay. al işte acıyacağın başka bir vakit daha sana. daha fazlasına inan gerek yok.
- elde değil ki !..
- elde olanı yap işte sende. şuandan kurtul. kurtulmaya çalış. kendini ertele demiyorum. ertelemenin sonuçları çok daha ağırdır çünkü. ki sen zamanında yaşaman gerekeni ziyadesiyle yaşadın ertelemeden. şuan kapına dayananın üzerinde bıraktıklarını yaşıyorsun. hani benim artçı deprem dediğim safha var ya, işte o.
- ...
- sen elmayı sevdin, elma seni sevmedi. kabul et bunu.
- ...
- hadi hadiiii. daha çok konuşurum ki kendimle. kapıma dayanan yokluk günlerini düşünürsem... o yüzden ben şimdi kalkayım ve işe çay koymakla başlayayım dimi ya...
peki ya sen, sen de çay içer misin ?
( on iki mart / yirmi bir otuz )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder