21 Şubat 2013 Perşembe


anne,

şöyle bir geçip giden zamana bakınca senden yediğim tek bir tokat olmadı hiç. içemdiğim kapsüllü ilaçlardan dolayı terlik ve süpürge köküyle yaptığın tehditlerin hepsini hatırlıyorum ama. tıpkı bir kapsülü yutmak için bir kavanoz su içtiğim ama illede yutmadığım o mavi- beyaz kapsülü, yutmadığım için kıtır kıtır çiğnediğim vermidon'un dişimin arasında bıraktığı tadı hatırladığım gibi...

yok annecim yok biliyorum elbette iyileşmem için içmem gerekiyordu. ve sen de bu yüzden ' iç şunu bak vallahi terlik inecek şimdik ' diye tehdit ediyordun. o terlik ya da süpürge kökü aramızda bir korku yaratmamıştı ve bu işin güzel tarafıydı. ama o an off ki offff... ilacımı yutmaya çalışayım ki zaten yutamıyorum yoksa terlik ya da süpürge kökü bedenimdeki yerini ya bulursa korkusunu mu yeneyim !? zor işte çocuk olup ilaç içememek! çok zor!

...

şimdilerde daha zor işler çıktı başıma anne. hani çocuk olup o ilaçları içemediğim , içmeye çalıştığım zamana dönmek mümkün olsa keşke diyorum çok kez. terlik ya da süpürge kökü bedenimdeki yerini alsın ona bile razıyım anne.

çoğu insan çocukluğuna dönmek ister herhalde ya da istemez ne bileyim. ama ben istiyorum anne. çok istiyorum hem de. çok özledim.

eğer kişiler bir zaman sonra çocukluklarına, o yıllara geri dönme isteğine girmiş, o dönemlerini özlediklerini dile getirir olmuşlarsa biliniz ki ya çok yorulmuşlardır ya da bir yerde taze yaraları mevcuttur derdim. kendimi bir kez daha haklı çıkardım yine...


( on yedi şubat / yirmi bir otuz sekiz )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder