18 Ağustos 2012 Cumartesi



-ne istiyorsun?
-sessizlik.
-neden peki?
-yeterince gürültü var ondan olabilir mi ki?
-tersleme hemen insanı.
-peki.
-umursamaz gibi konuşmazsanda sevinirim.şuan benim senden,senin benden başka sohbet edeceğin kimse yok.iyi geçinelim lütfen.
-peki,iyi geçinelim.
...
-ne düşünüyorsun?
-hiç.
-hiç düşünülür mü?ya da düşündürür mü?
-hiçe yüklediğin anlama göre değişir.
-kısa cevaplarla geçiştirilmekten hoşlanmadığımı biliyorsun ve son kez tekrarlamış olayım iyi geçinelim lütfen!
-geçiştirmedim ki seni.bilakis uzun cevap verdim.
-bu gece baya uzun olacak belli.hadi hayırlısı.şöyle sorayım ozaman sen hiçe ne yükeldin?
-hımmm.işte bunu anlatmak zor.zor olduğu için en kısa yoldan anlattım anlatmak istediklerimi.
-sinirli misin sen?
-yoo.
-birine falan da kızmadın?
-kızmadım.
-peki.kendindeki tuhaflığın farkında mısın?
-tuhaf mıyım ki?
-demek tuhafsın ki tuhaflığın farkında mısın diye soruyorum.
-tuhaflığımdan kastın ne?
-kısa cümlelerin,sinirli halin.konuşmak istemiyorsan söyle,anlarım.
-yok konuşmak istememek değil.insan bazı halleri anlatamaz,anlatmak istemez ya hani,öyle işte.
-tamam düşündüğün hiç sana kalsın.ee sen sor ozaman.ya da ne bileyim içinden ne geliyorsa konuş.ama susma.
-neden susmayayım?
-sessizliği sevmiyorum.
-tuhaf.sessizlik sevilmez mi?
-sevilmiyor ki sevmiyorum dedim değil mi?ayrıca tuhaf olan sensin.
-çocuk gibi didişmeyeceğim seninle en azından bugün.neden sevmiyorsun?
-korkuyorum çünkü.şey gibi düşün.bi hortum çıkar,etrafta ne var ne yok söker alır içine.savurur sonra.kopartıp aldığı yerlerden ait olmadığı yerlere savurur.
savruldukları yerlerde kendilerine ait boşluklar bulurlarsa orada kalırlar.yok şayet bulamazlarsa devam eder o bitmeyen yolculukları.en sonunda ya bir yer bulmuş ya da hiç olmuş olurlar.sessizlikte böyle.kendi hortumunu yaratır insan.sonra o hortumun içine kapılır.savrulur durur kendine çekildikçe.ne zaman ki sessizliği bozulur o vakit durgunlaşır.ve kaldığı yerden devam  etmeye çalışsa da savrulma esnasında aldığı darbelerle açılmış yaralarını kapatır bir yandan.acısını saklamaya çalışır.
-çok mu yaran var?
-irili ufaklı birkaç yaram var benimde.
-peki çok acıyorlar mı?
-yoo.alışıyorsun bir süre sonra onlara.ama sürekli aynı yarayı kanatmamak adına sessiz kalmıyorum.deşmemek lazım bazı yaraları.
-deşsen ve kanasa.nasıl olsa duracak bir yerde.
-deşersem durmaz yani dedin ya nasıl olsa duracak diye,durmaz kan kaybından öldürür seni.hani benim için çok da önemli değil iki gün daha nefes almak.ama madem nefes alıyorum,almaya devam ediyorum bunu sadece bir iki yaranın çevresinde harcayamam.başka yaralarım da olsun.
-birden çok mu önemsizleştirdin içindekileri?
-asla!.bunu da şöyle düşün bir tren istasyonundasın tam vagona binecektin ki tren hareket etti.ee ne yaparsın bundan sonra?bir sonraki treni beklersin en azından beklemelisin.yani kaçan trenin,binmek istediğin vagonunu beklemektense bir sonraki trene binmek daha akıllıca değil mi?
-e yani.
-aynı yaranın/yaraların çevresini tavaf etmek diğer trenleri kaçırmaya neden olur.yaralarını yüklenip gelen trene binmek en azından nefes almaya anlam kazandırır.
-ne edebiyat yaptın be.
-ne edebiyat yapacağım ya.aslında söylediklerim bal gibi bildiğin şeyler.insan tuhaf yaratık bazen bildiklerini duymak istiyor hepsi bu.
-ukala seni.
-iyi mi geçinsek ne.
-peki iyi geçinelim.
-senin var mı?
-ne var mı?
-yaraların elbette.
-oradan bakınca  neye benziyorum bilmiyorum ama insanım bende.ve elbette var.
-...
-yo  boşuna bekleme anlatmayacağım.
-ketum.
-efendim.
-yok bişey.
-peki.
-sinirsinde ayrıca.
-bana bilmediğim şeyler söyle.
-sen sessizliği neden seviyorsun?
-kendimle kalıyorum çünkü.
-neye yarıyor kendinle kalman savrulmadan başka?
-yaralarımı kanatmıyorum ben.evet varlar.varlıklarını kabul edip yaşıyorum,yaşamaya çalışıyorum ya da yaşamaya çalıştığımı sanıyorum.o yüzden senin gibi korkmuyorum sessizlikten.bana huzur verdiği için seviyorum.
-şimdi sen geceyi daha çok seviyorsundur.
-evet,gece daha temiz çünkü.
-bir edebiyat patlaması daha mı yaşanacak şimdi.
-yoo ben sen miyim,bu kadar işte gece temiz.
-edebiyat patlaması olacak dedim ya ondan kısa kestin deği l mi?
-yoo.
-ya sen gıcık mısın?
-aa iyi geçinelim lütfen.
...
-özlemle aran nasıl?
-ille bir şeyler konuşmalıyız yani.
-az halden anlasan sevmiyorum dedim ya sana.
-tamam tamam.ama sende kendini kanatmadan yaşamayı öğrensen.
-bakarız.öyle öğren demekle olmuyor.soruma cevap alayım.
-bazen kötü koyuyor hissettirdikleri.
-en çok neyi özlüyorsun?
-şuan sessizliği özlediğimi hissettim.
-amaaaan.
-tamam be şakaydı.özlüyorum işte.
-neyi,neleri,kimi ya da kimleri?
-sorgu memuru gibisin.
-sohbet etmeyi bilmiyorsan suç benim mi?ketumsun cümlenin başı var sonu yok napayım.
-çocukluk dönemimi çok özlüyorum.en çok ananemi özlüyorum.hüseyin amcamı ve dedemi de özledim.bazen kendimi de özlüyorum.
-kendini mi?
-evet kendimi.
-naslı yani ya insan kendini özler mi?
-diğer insanları bilmiyorum ama  ben kendimi özlüyorum.
-neyini özlüyorsun?
-deşmesen mi?
-hee onu dedin,deşmeyim tabii.
...
-sanki sen duygusal mısın ne?
-bende öyle sanıyordum.yani duygusal bir adamım diyordum ama benden beterlerini görünce bana duygusal demek olmuyor.
-nasıl yani?
-öyle işte.
-sıkıldın mı sen benden?
-mümkün mü?
-olmamalı zaten.insan benden sıkılır mı be.
-değil mi?
-sırf benle konuşmak için senin yerinde olmak isteyen ne çok insan vardır.az değer bil,kıymet bil.
-ah ben ah ben!kınıyorum kendimi şuan.
-kına tabii.
-çok mu önemsedin kendini?
-az bile dedim.
-yok artık,yuh.
-ne yuhu yalan mı?yalansa yalan de.
-yalan tabii.gecenin köründe kim senle konuşmak ister alla sen.
-oo sayayım istersen.
-yahu bir deli ben varım bu saatte işte.başka biri olsaydı hem neden kendi kendime konuşayım ki?
-değil mi yokluktan kendinle konuşuyorsun.
-he ya napayım.
-e ozaman ben beni benle bırakayım.
-olur.
-iyi geceler,tatlı rüyalar bana.
-bu saat için iyi sabahlar denir gundi.
-peki,iyi sabahlar ozaman.

(on altı ağustos / üçü elli dokuz geçiyordu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder