27 Ağustos 2012 Pazartesi

merhaba,

uzun zaman oldu sana yazmayalı...ve ondandır şu an ne yazacağımı bilmiyorum.akıntı nereye götürecek bakalım...

şunu belirteyim önce,seni merak ediyorum...görüşmediğimiz süreçte neler yaşadığını...umarım bunca zaman sonra bana yine uzun uzun anlatırsın.sana dair ne olduysa.

görüşmediğimiz süreçte neler yaşadığımı anlatayım, okumak istemezsen geçersin bu kısmı.hani beklentilerimizden, yapmak istediklerimizden bahsettiğimiz sohbetlerimiz olurdu ara ara...yapmak istediği birçok şeyi hayata geçirmiş birinin kaleminden dökülenleri okuyorsun şu an.şanslı azınlıktan biriyim, böyle bir arkadaşa sahip olduğuın için sende şanslı sayılırsın.acaba bende sen gibi şanslı mıyım ki?bunu öğrenmem için zaman geçirmeden yazmalısın bana.

yerleşik hayata geçtim...küçük bir evim var, bahçesi yabani sarmaşıklarla örülü küçük şirin bir ev...şaşırdın değil mi?mektubumu bahçeden yazıyorum.hafif rüzgarlı burası.rüzgarla beraber gelen deniz kokusuna bahçedeki çiçek kokuları da eklenince ohh mis mis..imrendiriyorum ki mektubunu elinde getir, bak çayım da hazır...

şimdi "yahu bırak çayı,denizi,bahçeyi sen yerleşik hayata nasıl geçtin? yollara ne oldu?" diyorsundur. insan en çok gitmeyi özler demiştim sana.özlem bitti...peşi sıra gittim.bilmediğim şehirleri, sokakları gördüm sayesinde.bundan dolayı o'na teşekkür borçluydum aslında.ama...ama girince işin içine her şey yitiriyor işte anlamını.

o kadar yol gitmişim ki sonra farkettim bunu.hani yola çıkarken gideceğim yer belliydi.ve bana göre sonrası da.hiçbir şeyin belli olmadığını yolun sonunda gördüm..."ben demiştim sana, gitme diye ama sakalım mı var ki sözüm para etsin"dediğini duyuyorum.biraz daha alçak sesle söylen.gitmeseydim kendi kendimi yiyecektim.bak gittim bu sayede yerleşik hayata geçtim.züğürt tesellim var.

konuştum onunla o sustu.sonra o konuştu uzun uzun anlattı..ee dedi "bir şey demeyecek misin? susacak mısın?" sussam sessizlik konuşsam ayrılık olur dedim "konuş" dedi.ayrılık oldu...

bu sayede bende bu küçük kasabada, bu küçük eve sahip oldum.içinde bolca sessizlik haliyle huzur var.yalnızlığımı paylaşmak istersem camdan bakıp dalgaların vuruşunu izlemem, yollara düşmek istersem şehre yürümem kafi geliyor...

hani bunca zaman sana yazmadım...kızgın,kırgın olabilirsin bana.hakkındır da.ama yıkık dökük yanına geleyim istemedim.büyük cümlelerin taktığı çelmelerden dolayı kanayan yerlerime sen merhem sür istemedim...ben yapmalıydım bunu...istedim ki sen beni bıraktığın gibi gör...

anne, beni son gördüğün günkü gibi göreceksin desem gelir misin yanıma?..

(yirmi altı ağustos / yirmi üç on dokuz)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder