11 Ağustos 2012 Cumartesi
hava ayaz.hani bazen iliklerine kadar hissetmek ister ya insan soğuğu,öyle işte.bildiğin işliyor içime içime...iliklerime kadar...
sokak karanlık.belediye yine bizim sokağı görmemiş.es geçmiş.kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda lacivert zemin üzerinde beyaz noktalar ve onların yanında onlardan iri başka bir nokta daha.hani bir süre bakınca gökyüzünün o güzelliği beni daha çok içine çekiyordu.ki bu hal korkutuyordu da beni.ama severim korkumun/korkularımın üstüne gitmeyi.
sokağın başına geldiğimde ayaklarımın sızladığını hissettiğim an çıplak ayağıma giydiğim terlikleri fark ettim.ve üzerimde ki ince merserize kazağımı.dalgındım bu ara.daha doğrusu dalgınmışım.gelen sorular öyle.'dalgınsın,neyin var?','hayırdır nedir bu dalgınlığın sebebi?' gibi cümleler hala dolanıyor beynimde.
dalgın mıyım?
bilmem...
hani biraz önce sadece iliklerime kadar soğuğu hissetmek için bir anda kalkıp sokağa çıktım ya terliklerimle.he işte,öyle bir anda çıkıp gitmek istiyorum her yerden.bir anda.fark edilmesin gidişim ki fark edilmez zaten anladığım kadarıyla.
yan sokakların lambaları yanarken bizim sokağın lambalarını yakmayı unutan belediye gibi;beni bir yerlerde unuttu(lar).alışkanlık haline geldi unutulmuş olmam ki ondandır dokunmuyor sanki artık.ya da dokunmadığını sanıyorum,en azından sanmak istiyorum.
ne belediye bizim sokak lambalarımızı yaksın ne de ben unutulduğum yerde fark edileyim.hatırlanayım...
karanlık güzel...
gece ayaz...
soğuk iliklerime kadar işledi...
sanki sokak bomboş ve derinde.
nefesim eko yapıyor gecenin ayazında...
-iyi misin,nedir bu dalgınlığın sebebi?
-hıh,anlamadım.
-nedir bu dalgınlığın sebebi?
-yok bir şey.yine yüreğimde dolandım biraz!
(on ağustos/...)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder