10 Temmuz 2012 Salı


...
etrafın dağınıklığı için kusura bakmayın. insanoğlu işte alışınca bir düzene sıkılana kadar gidiyor öyle... başlarda bakmayın bende tuhaf  karşıladım aradığımı bulamıyordum bir türlü. sonra baktım ki garipsemiyorum bu hali. dediğim gibi gittiği yere kadar gideceğim böyle...

 aldanmayın dağınıklığa istediğiniz bir şey varsa bulur çıkarırım...

kendimi bildim bileli duvarlar hep griydi.başka bir rengi bende istemedim açıkçası,böylesi iyi... küçük ama kocaman bir alan. dağınık görüntünün bir nedeni de bu aslında. küçük parçalara bölünmüş bu geniş alan. belki de farkında değil bu kadar bölünmüşlüğün gereksiz olduğunun. alan küçük olsa daha derli toplu olurdu geniş olunca yayıldı böyle dağınıklık...

hepimizin takılıp kaldığı ya da ne bileyim aklının ucunda kalan bir tarih vardır-yoksa da mutlaka olacaktır birgün-. dağınıklıktaki en büyük etki bu, zaman(lar)ın. dağıtır... darmadağın eder... kah usulca bırakır kah hoyratça fırlatıp atar bizi bir köşeye.ya da yavaş yavaş eritir...

göremediğiniz takvim yaprakları asılı bu duvarlarda. her biri farklı bir yıla ve aylara ait. iyi ya da kötü bir anın karesi asılı. göremediğiniz cümleler yazılı duvarlarda.

yukarıda bahsi geçen mekan;

ruhum...

dağınık, tökezlemiş ve haliyle yorgun...


(dokuz temmuz/ gece üç otuzu baya geçiyordu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder