10 Temmuz 2012 Salı


bi bişey olur ve olmuş olan şey sevinmemiz için bir nedense seviniriz ve sevinç orada biter. en fazla ertesi güne sarkar.ama biter... daha sonra hatırladığımızda küçük ve kısa bir tebessüme neden olur, hepsi bu.

ama bi bişey olur ve olmuş olan şey üzülmemiz için bir nedense üzülürüz ve üzüntümüz hiç orada kalmaz.gelir peşi sıra arkamızdan. tam atlattık deriz, atlattığımızı sanarız ve kendimiz aldatırız bir süre...

sevinci hatırlatan olayı ya da bir cümleyi es geçeriz de üzüntümüzü hatırlatan en ufak ayrıntıyı es geçemeyiz. bazen alakasız bile olsa olaylar,üzüntümüzle bir bağ kurarız. ve kaldığımız yerden biraz daha yüklenmiş olarak devam ederiz yolumuza.

tökezleriz... düşeriz... yüklenir ve devam ederiz...

sevincimizi erteleyebiliyoruz da neden hüznün girdabına kapılmak için koyveriyoruz ki kendimizi?

ve evet hüzün de hayatın bir parçası... parçası da,neden en büyük parçası?


(dokuz temmuz/...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder