12 Mayıs 2012 Cumartesi
güzel bir oyundan akılda kalan en güzel sahneler,cümleler...
hilmi:
-ruh ve sinir hastalığı mı? ruh nedir ki? demek siz insanın ruhunu görebiliyorsunuz!hastalığını tespit ettiğinize göre...kim?tanrı mı?benimle mi?..(şimdi seyirciyi fark eder)bunlar kim?ruh hastası mı?burası ruh ve sinir hastalıkları olduğuna göre ya ruhları hasta bunların ya sinirleri...geçmiş olsun...ne geldi acaba ruhunuzun başına?
***
hilmi:
-sevmenin çok az çeşidi vardır gönül raflarında...birini ya da bir şeyi seversiniz ya da çok seversiniz...ama iş sevmemeye gelince sonsuz seçenek vardır önünüzde:ister gıcık olursunuz,ister sinir olursunuz,iğrenirsiniz,tiksinirsiniz,hatta sık sık nefret bile edersiniz...ne yazık,ne yazık insan, sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu...oysa sevin dedi tanrı...adı sevgili olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına!ben seni seviyorum ama dur bakalım sen de beni benim seni sevdiğim kadar seviyor musun?..önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe.karşılık istemeden pazarlıksız sevin,sizi seveni de sevmeyeni de...(artık kendi kendine)oysa sevin dedi tanrı...
***
hilmi:
-bir resim vardır onca gürültülü görüntü arasından.hiç aklımdan çıkmayan mutlaka anlatmalı birisine dedirten cinsten nasılsa kaydedilmiş bir hayat parçası...orta yaşın hafif üstünde düzgün bir kadın...düzgün bir yolun ortasında...düzgün bir binanın önünde...bağırıyordu...'ama yapmayın,o daha çocuk...hala sırtına havlu koyasım var onun,vakitsiz terlemelerde üşütmesin diye...yapmayın o daha çocuk.yapmayın diyordu kadın o daha bir çocuk...'düzgün metallerle kaplanmış,hiç penceresi olmayan bir cezaevi aracının içindeydi onaltı yaşındaki çocuk...yüzü görünmüyordu çocukların.sadece bir tanesinin eli...ama yapmayın diyordu kadın onlar daha çocuk.ama yapmayın diyordu tanrı o daha bir çocuk...yapmayın diyordu tanrı...o daha bir çocuk....yapmayın diyordu tanrı.o daha bir çocuk...
***
hilmi:
-yalnızlık.her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşam sırasında...tek sermayesi,sahip olduğu tek şeyidir insanın,kıymetini bilmelidir dedi.yalnızdır insan...hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır...kalabalık yalnızlıklar,yalnız kalabalıklar oluşur şehir şehir,ülke ülke...kalabalık arttıkça,artmaktadır yalnızlık da!insan bir ölümü istemez bir de ondan beter bir yalnızlığı...ama ikisi de başına muhakkak gelir bir yaşama sırasında...ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var dedi.tek çaresi aşktır dedi,bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın...aşk da zaten iki yalnızın,ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır dedi...aşık olun,gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı...nasılsa ayrılık,insanın kendi tek kişilik yalnızlığını özlemesi.sade ölüm değil,ayrılık da yaşamın emri!
'bana bir şeyhler oluyor'
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder